Harper’s Island: Burada herkes katil, herkes kurban olabilir
13 hafta, 25 şüpheli, 1 katil sloganıyla 2009 yılında yayınlanan mini dizi, bir çok kişiye göre klişelerle dolu uzatılmış bir film senaryosu, birçok kişiye göre sürükleyici bir cinayetler silsilesi. Peki hangisi doğru?
Harper’s Island, uzun zaman önce seri cinayetler işlenmiş bir adaya, düğün dolayısıyla geri dönen bir grubun, yeni cinayetlere kurban gitmesini konu alan gizem dolu bir hikaye. Yüzeysel bakıldığında, kamp kurmaya giden gençlerin, birer birer ortadan kaybolması gibi dursa da, aslında katili tahmin etme noktasında izleyicileri zorlayan , her bölüme birden çok cinayet sığdırarak türünün hakkını veren ve finaliyle de göz dolduran bir dizi.
İnternette bazı izleyiciler, bir kaç ortak noktadan dolayı Agatha Christie‘nin On küçük zenci hikayesine benzetmiş olsa da, mekanlar haricinde herhangi bir benzerlik olmadığını da söylemeliyim.
Gelelim, ilk paragrafta bahsettiğimiz hangisi doğru sorusuna, yazdıklarımdan anlaşılacağı üzere ben diziyi seven ve izlemeye değer bulan kitleye dahilim. Sizde benim yaptığım gibi, internette dolaşan olumsuz yorumları dikkate almadan, ön yargısız bir şekilde izlerseniz, mutlaka sevecek hatta ikinci bir sezonun olmayışına çok ama çok üzüleceksiniz.
Diziye ait fragmanı alt tarafta bulabilirsiniz.
